Hiç bir saksı olmayı düşündünüz mü? Çocukken ikinci olmak istediğim şeydi, birincisi pencere bakıcılığıydı eğer merak ediyorsanız.
Neden saksı? Saksılar iyi şeylerdir çünkü, öylecene dururlar ve kimsenin saksıdan bir beklentisi yoktur. İçinde çiçek barındırması bile opsiyoneldir. Öyle ya, sobasal nostaljik günlerde kurum damlamasında kullanılan saksılar vardı.
Saksılardan kimse okumasını beklemez, hadi okudu diyelim - nitekim saksısal kafalar yetiştirdiğimiz için akabinde çok da zor olmazdı bir saksı için okumak - daha sonra iş bulması, evlenmesi ve minik saksıcıklar türetmesi gibi bir baskı yaşamazdı. Saksının renksel bir ırkçılık yaşaması da mümkün değil mesela. Sarı renkte bir saksıya:
- Sen sarısın! Sarıları sevmiyoruz biz!
diyerek çiçek ekmemezlik diye bir durum sözkonusu değil nitekim.
Tabii saksının da kendine özgü, saksısal sorunları mevcut. Su damlatan cinsindense mesela uygun ölçüde tablaya çıkartacak, fazla şişerse toprak çatlamayacak gibi varoluşsal sorunlar bunlar. Tabii burada saksının yapımcısının da hangi mamülden ne kadar kaliteyle yaptığı gibi sorular da var. Zor tabii saksı yapımı, bizim düşüncemizde çok zor bir şey değil. Ama saksı yapımcısı için dışına süs yapımı, kıçına delik delimi, o deliğe uygun tabla yapımı gibi sorunlar var. Plastiği aldım nah yaptım gibi bir durum değil. Hatta ve kısmen saksı yapımı bir sanatçılık, bir zanaat işi.
Osmanlı döneminde saksıcılar ne yaparmış tarihçiler bunu kaydadeğer bularak kitaba dökmemişler ama düşündüğünüzde plastik yokken saksıcılığın ağaç veya taş gibi materyallerle yapıldığını kerterizliyor insan. Daha zor bir iş yani, tomruk alınacak, uygun kesilecek, içi oyulacak… bir sürü iş.
Konuyu fazla dağıtmayalım, saksıda kaldıydık, yani saksının bir insan için olabilecek en iyi mesleklerden birisi olduğundaydık.
Saksılık mesleğini icra ederken mesela SGK gibi bir derdiniz de yok. Hasta olmuyorsunuz, saksının hasta olduğu görülmüş mü hiç. İşveren için de kolaylık, saksının maaşı yok, çoluk çocuk türettiği için izni yok, zam mam gibi şeyler de istemiyor. Saksı öyle duruyor. Saksının zaten varlığı durmak üstüne kurulu.
Tabii buna ek olarak, saray saksısı olmak gibi bir durum da var. Koskoca padişah gidip halkın kullandığı saksıyı mı kullanacak? Ki sarayda yetişen bitkilerin paşaçadırı, sümbül ve menekşe olması asla ve kata düşünülemez. Saksısı altından bir sarmaşık tahayyül edebiliyor musunuz koskoca sarayda? Tabii bunu söyleyince istemsiz olarak düşündün ey okur ama gerçekte böyle bir şey olabilir mi? Sarmaşıksever manyak bir padişah vardıysa bilemem ama bana pek olası gelemiyor bu fikir. Saksı da olsan sınıfsal ayrımdan kaçılamıyor işte.
Kısacası saksılık da insansal dezavantajların bir kısmına haiz. En iyisi pencere bakıcısı olmak anlaşılan o ki…
Not:
Resim http://www.plastikmarket.net/?1775/saksi adresinden alınmıştır.
Hiç bir boş sayfaya öcü misali baktın mı ey okur? İmleç orada yanıp söner, sen bilgisayara arkadaş çayından veya kahvenden bir yudum alır bakarsın. Sorun ne yazacağın değildir, zaten bir şey yazmayacaksa insan niye boş belge açar ki? Sapık mı yani bu insan. Sözgelimi, Varsayalım İsmailsel bir tandansta:
